BTK Başkanı Tayfun ACARER (Röportaj)

Mutlu Çoçuklar Derneği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer ile röportaj yapmıştır.
Ankara koordinatörümüz Hasan Kala ve Proje Uzmanı Yüksel Bağışların sorularını yanıtlayan Tayfun Beyle hoş bir sohbet olmuştur.

Genç bir nüfusa sahip bir ülke olarak bilişim teknolojilerinin kullanımı ve yaygınlığı açısından ülkemizin dünya ülkeleri arasındaki yeri nedir?
Ülkemizin gençlerinin yeniliğe açık bireyler olduğunu söyleyebilirim. Son yıllarda internet kullanımında en hızlı artışın yaşandığı ülkelerin başında gelmemiz de bunu gösteriyor. Genç nüfus oranının yüksek olduğu ülkemizin yeni teknolojilerin kullanımı konusunda oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Teknolojinin kullanım ve yaygınlığını daha da arttırmak için en büyük engelin ekonomik zorluklar olduğu görülmektedir. Bunu aşmak için de işletmecilerimiz tarafından çeşitli kampanyaların düzenlenmesi gerekmekte olup, internet piyasasında işletmecilerimiz tarafından bu tür kampanyaların sık sık yapıldığı görülmektedir.

Teknoloji ürünlerine hızlı intibak eden bir nüfusa sahibiz. Bu durum Türkiye açısından bir avantaj mıdır, dezavantaj mıdır?
Ben bir avantaj olarak görüyorum. Teknolojik ürünlere kolay intibak, yenilikçiliği ve gelişmeyi destekleyen bir unsurdur. Ancak bu özelliği iyi değerlendirmek gerekmektedir. Şu anda Türkiye’de büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Eğer bu potansiyel doğru yönlendirilerek üretime dönüştürülebilirse, bundan ülke ekonomisine çok büyük katkılar sağlamak mümkün olacaktır. Biz Kurum olarak bu konuya büyük önem veriyoruz. Özellikle bilgi teknolojileri ve iletişim alanında araştırma geliştirme faaliyetlerinin arttırılmasına çalışıyoruz. Bizim katkılarımızla iki küresel üreticinin Türkiye’de büyük araştırma geliştirme merkezleri kurmaları sağlanmıştır. Bunların dışında, işletmecilerin araştırma geliştirme birimlerini geliştirdiklerini görüyoruz. Ayrıca KOBİ niteliğindeki işletmelerin de ürün ve sistem geliştirme kabiliyetlerini arttırmaya çalışıyoruz. Bütün bu imkânlar teknolojiye kolay uyum sağlayan gençler ile birleştiğinde önemli bir momentum yakalayacağımızı düşünüyorum.

Güvenli İnternet hizmeti nedir?
Güvenli İnternet Hizmeti, Anayasamızın 41 ve 58 inci maddeleri gereğince yasal olarak ülkemizdeki İnternet kullanıcılarının İnternetteki zararlı yayınlardan korunması amacıyla sadece talep eden kullanıcıların çocuk ve aile profilinden yararlanabilmesi, talep etmeyen kullanıcıların mevcut İnternet hizmetinin aynen devam etmesi ve çocuklar başta olmak üzere, zararlı içeriklerden etkilenmesi muhtemel kesimlerin korunması amacıyla tüketicilere yönelik olarak sunulan internet hizmetine verilen isimdir.
Bu kapsamda Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca çıkarılan Tüketici Hakları Yönetmeliğinin “İnternetin Güvenli Kullanımı” başlıklı 10 uncu maddesi, İşletmecilere Güvenli İnternet Hizmetine yönelik ücretsiz alternatif hizmet sunma yükümlülüğü getirmektedir. Diğer taraftan, Türkiye’de güvenli internet kullanımına yönelik şikâyet ve talepler doğrultusunda “Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esaslar” (Usul ve Esaslar) hazırlanmış ve 24.08.2011 tarih ve 2011/DK-14/461 sayılı Kurul Kararı ile yürürlüğe girmiştir.

Güvenli İnternet Hizmeti ne zaman faaliyete geçecektir?
Mevcut durum itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan Usul ve Esaslara göre 22 Ağustos tarihinden itibaren 3 ay süreyle test süreci yürütülmesi ve bu 3 ayın sonunda, 22 Kasım 2011 tarihi itibariyle, Güvenli İnternet Hizmetinin fiilen tüketicilere sunulması hususu kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda, Kurumumuz ve işletmeciler arasında test süreci devam etmekte olup, bu süreçte uygulamada herhangi bir aksaklık yaşanmamasını teminen gerekli tedbirler alınmaktadır. Güvenli İnternet Hizmeti sunacak işletmecilerin altyapıları büyük ölçüde tamamlanmış olup, 22 Kasım tarihinde hizmetin sunumuna başlanabilmesi için gereken diğer çalışmalar da yürütülmektedir. Dolayısıyla, hukuki olarak 22.08.2011 tarihinde başlayan süreç, 22.11.2011 tarihinde test sürecinin bitmesiyle birlikte fiili olarak hayata geçecektir.

Güvenli İnternet hizmeti kullanıcılara neler sağlayacak?
Vurgulanması gereken önemli bir husus olarak belirtmek gerekir ki; Güvenli İnternet Hizmeti sadece talep eden kullanıcılara sunulacak olup, bu hizmeti almak istemeyen kullanıcıların mevcut internet erişim hizmetleri aynen devam edecektir. Bu çerçevede, Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esasların en temel amacı, internetin zararlı içeriklerine karşı “çocukların” ve abone tercihi özelinde “aile”nin korunmasını teminen internet kullanım seçenekleri oluşturulmasıdır. Bu kapsamda yürürlüğe giren Usul ve Esaslarda sadece “aile” ve “çocuk” profillerine yer verilmiştir. Kullanıcılar, işletmeciler tarafından sağlanacak olan kullanıcı adı ve şifre ile birlikte istedikleri zaman Güvenli İnternet Hizmeti içerisinde yer alan çocuk ve aile profilleri arasında geçiş yapabileceklerdir. Ayrıca, söz konusu hizmetten yararlanmak istemedikleri anda Güvenli İnternet Hizmeti almaktan vazgeçebileceklerdir. Bununla beraber, Usul ve Esasların 11 inci maddesinde kullanıcıların ve internet sitesi sahiplerinin sitelerin Güvenli İnternet Hizmeti kapsamında değerlendirilmesi için başvuru yapabilecekleri ya da itirazda bulunabilecekleri hususu belirtilmiştir. Diğer bir ifade ile, çocuk ve aile profilleri kapsamında değerlendirilen sitelere ilişkin kullanıcıların ve site sahiplerinin itirazlarını dile getirmelerine olanak sağlanmıştır.

Güvenli internet isteğe bağlı bir tercih midir? Maliyeti nedir?
Tekrar belirtmek gerekir ki; Güvenli İnternet Hizmeti sadece talep eden kullanıcılara sunulacak olup, bu hizmeti almak istemeyen kullanıcıların mevcut internet erişim hizmetleri aynen devam edecektir. Dolayısıyla Güvenli İnternet Hizmeti, tamamen isteğe bağlı olan bir uygulama olup, dileyen kullanıcılar alabilecek; hizmeti kullananlar ise diledikleri zaman bu hizmeti almaktan vazgeçebileceklerdir. Bununla birlikte, Usul ve Esaslarda açıkça belirtildiği şekilde, Güvenli İnternet Hizmeti ücretsiz olarak sunulacaktır.

İnternete filtre sansür müdür?
Güvenli İnternet Hizmeti, sadece talep eden kullanıcılara sağlanan bir hizmet olduğundan dolayı, söz konusu hizmetin sansür olarak nitelendirilmesinin gerçekçi olmadığı düşünülmektedir. Usul ve Esasların “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi, “Bu Usul ve Esaslar, İnternet hizmeti sunan İşletmeciler ile Güvenli İnternet Hizmetini talep eden aboneleri kapsar” hükmü ile bu hususu açıkça ortaya koymaktadır. Buradaki amaç, interneti güvenli kullanmayı sağlayacak bilinci oluşturmak ve bu arada da uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş olan uygulamalar gibi çocukları korumaktır.

Ülkemizin güvenli internet kullanımında dünyada son sıralarda olduğuyla ilgili haberler çıkıyor. Burada görev kime düşmektedir? Bu güne kadar yapılanlar nelerdir?

AB Safer Internet Programme tarafından desteklenen EUkidsonlineII araştırması sonuçları, çocukların eskiye oranla daha küçük yaşlarda İnternet kullanmaya başladığını ve özellikle mobil teknolojilerin çocuklar tarafından kullanımında önemli bir artış olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, çocukların İnternet kullanımı, yetişkinlerin gözetiminden kolayca çıkabilmekte ve bu konuda politika yapıcıların yeni yaklaşımlar belirlemesi gerekmektedir. Yayınlanan rapor, politika yapıcılara çevrimiçi risklere (sanal zorbalık, pornografi, yabancılarla görüşme/tanışma gibi) karşı çocukların nasıl eğitilip korunabileceği konusunda güncel tavsiyeler vermeyi hedeflemektedir.
Proje raporunda Türkiye ile ilgili olarak aşağıdaki öneriler yer almaktadır:
Türkiye, Avrupa’daki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında “düşük kullanım, düşük risk” grubuna girmektedir. Ayrıca, tüm Avrupa ülkeleri içinde Türkiye’deki ebeveynler, İnternet’i en az kullanan ve İnternet hakkında en az bilgiye sahip olan gruptur. Türkiye’de çocukların büyük kısmı İnternet’e ev dışı kaynaklardan ulaştığı için ailelerin çocuklarının çevrimiçi etkinliklerini düzenlemesi de pek mümkün olmamaktadır. Diğer Avrupa ülkelerine göre Türkiye’de çocuklar, İnternet’i güvenli kullanma konusunda en düşük bilgiye sahiptir. Bunun da ötesinde, 9-12 yaş grubu çocuklar Facebook sosyal ağ sistemine, kurallara aykırı olmasına rağmen yaşlarını yüksek göstererek üye olmaktadır. Çocuklar, İnternet’i güvenli kullanma yeteneklerine ve kişisel bilgilerin gizliliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, bu sistemlerin ayarlarını, kendileri ile ilgili pek çok bilgiye ulaşılabilir şekilde açık bırakmaktadırlar.
Türkiye’de çocukların ve ailelerinin İnternet güvenliği ve sayısal okuryazarlık konularında eğitilmeleri gerekmektedir. Bu konudaki çabalar sadece devlet tarafından değil, sivil toplum örgütleri, medya ve üniversiteler tarafından da gerçekleştirilmelidir. Güvenli İnternet kullanımı konusunda kolay kullanılabilir yazılımlar, eğitim materyalleri ile çevrim içi eğitim siteleri, İnternet servis sağlayıcılar ve diğer kurumlar tarafından ücretsiz bir şekilde ailelerin kullanımına sunulmalıdır. Okullarda da derslerin içine konu ile ilgili içerikler eklenmelidir.
Bu kapsamda BTK olarak bilinçlendirme faaliyetlerine ağırlık verilmekte; özellikle okullarda İnternetin güvenli kullanımı ile ilgili çeşitli seminerler verilmekte; öğrenci, öğretmen ve ailelere çeşitli rehber yayınlar sağlanmaktadır. Ayrıca çeşitli internet sitelerimiz (Güvenli Web, Güvenli Çocuk ve İhbar Web) ve 22 Kasım itibariyle fiilen tüm İnternet servis sağlayıcı şirketler tarafından ücretsiz olarak sunulacak “Güvenli İnternet Hizmeti” ile ailere yardımcı olunmaktadır.

Diğer ülkelerde bu konuda neler yapılmaktadır?

Kanada, Danimarka, Norveç, İsveç ve İngiltere gibi bazı ülkelerde ISP seviyesindeki filtreleme ortak ve öz denetim anlaşmaları çerçevesinde uygulanmaktadır.
İngiltere’de tüm mobil şebekeler, standart olarak yetişkin içeriğe erişimi engelleyecek filtreleme yazılımı sağlamaktadır. Engellemeyi aşmak için şebeke operatörü üzerinden yaş doğrulama işlemi yapılması gerekmektedir.
İsviçre’de 9 Mart 2007 tarihli Telekomünikasyon Servisleri konusundaki İsviçre Yönetmeliğinin (OTS) 41. maddesi gereğince İsviçre Telekomünikasyon İşletmecileri, 16 yaşından küçük olduğu belirlenen kullanıcılarının erotik ve pornografik içeriğe sahip katma değerli hizmetlere erişimini engelleyici tedbirler almakla yükümlüdürler.
İspanya’da 32/2002 sayılı “Bilgi Toplumu Servisleri ve Elektronik Ticaret” kanunu çerçevesinde; çocuklar için online riskler ve uygun filtreleme teknolojileri konusunda kullanıcılarını bilgilendirmekle yükümlüdürler.
Japonya’nın “Filtreleme Sistemlerinin Yaygınlaştırılmasının Teşviki Eylem Planı” , filtreleme servislerinin yaygınlaştırılmasını desteklemektedir. Ayrıca Japon mobil operatörleri Bakan’ın isteği üzerine, kara liste temelli filtreleme ve küçüklere uygun özelleştirilebilir hizmetler sunmaktadır.
Avrupa Komisyonu (EC) ile mobil servis sağlayıcıların 2007 yılında gönüllü olarak yaptıkları “Çocukların ve Gençlerin Güvenli Mobil Kullanımına İlişkin Avrupa Çerçeve Anlaşması”, Avrupa mobil pazarının %96’sını oluşturan 91 firma tarafından imzalanmıştır. Bu kapsamda, söz konusu firmalar çocukların uygunsuz içeriklere ulaşmasını engelleyen önlemler almakta ve güvenli mobil kullanımına ilişkin bilinçlendirme kampanyaları düzenlemektedirler.
Sonuç olarak, Güvenli İnternet Hizmeti ve benzer uygulamaların gelişmiş ülkelerde uygulandığı görülmekte olup, Türkiye’de de, özellikle çocukların korunmasına yönelik olarak Güvenli İnternet Hizmeti uygulamasının faaliyete geçmesi sağlanmıştır.

Okullara tablet bilgisayar dağıtımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Dağıtılacak tabletlerin neden olabileceği problemlerle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Bilgiye erişmenin unsurlarından biri de terminal cihazlarıdır. Güçlü bir omurga altyapısı yanında detaylı bir erişim şebekesi ile ulaştığınız kişilerin bilgi dünyasında etkin olabilmeleri için ihtiyaç duyacakları araçlardan biri de bu uç cihazlardır. Olayı bu yönünden incelersek, öğrencilerin bilgi toplumunun bir parçası olmasını sağlayacak her türlü girişimin ben yararlı olacağını düşünüyorum.

Teknoloji konusunda ailelere ve çocuklara yönelik ne tür eğitimler verilmelidir? Kurum olarak eğitimlere yönelik çalışmalarınız var mı?

Teknolojinin korkulacak değil tam tersine yararlanılacak bir şey olduğunu tüm halka anlatmak gerekiyor. Bu konuda biz genellikle tüm düzenleme faaliyetlerimizi duyurmaya çalışıyoruz ve çeşitli faaliyetlerle toplumdaki farkındalığın ve bilinç düzeyini arttırmaya çalışıyoruz.

Teknoloji ile ilgili olarak çocukların eğitimine yönelik neler yapılabilir?

Tüm okullarımızın internet ile tanışması akabinde tablet bilgisayar kampanyası, eğitimde geleneksek eğitim araçlarının yanında ülkemizde de teknolojinin kullanılmaya başlandığını gösteren en güzel örneklerdir. Teknolojide yaşanan gelişmelerin hızlı bir şekilde eğitim aracı olarak kullanılmaya başlanılması, çocuklarımızın geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla eğitimcilerimiz ile bu konuya gönül veren tüm paydaşların teknolojiye kısa sürede uyum sağlayan örgencilerimize eğitimde teknolojik imkanları sunmalarının gerekli olduğunu düşünüyorum. Zaten düzenlenen kampanyaların tamamının içeriğinde bir eğitim unsuru olduğunu görüyoruz. Bu konuda ilgili birimler gerekli hassasiyeti gösterdiklerini mutluluk ile izliyorum.

Çevremizdeki baz istasyonunun sağlığımıza zararlı olup olmadığını öğrenmek için yaptırdığımız ölçümlere ne kadar güvenebiliriz? ve 15 Baz istasyon ölçümleri kurumunuz tarafından periyodik olarak yaptırılıyor mu? Yaptırılıyorsa bu ölçümler hakkında kamu bilgilendiriliyor mu?

Elektromanyetik alanların insan sağlığına etkileri konusunda başta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluş bulunmakta olup, bu kuruluşlardan biri de Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP)’dur. ICNIRP’nin tavsiye ettiği limit değerler, çoğu Avrupa birliğine üye ülkeler tarafından uygulanmakta olup, dünyada 42 ülke tarafından uygulamaya konulmuş durumdadır. Dünyada aralarında ülkemizin de bulunduğu bazı ülkeler ICNIRP’nin belirlemiş olduğu değerlerin yanı sıra ihtiyati tedbir açısından, kendi limit değerlerini belirlemiş durumdadırlar.
ICNIRP tarafından, insan vücudunda 1 derecelik bir ısı artışının meydana gelmesinin sağlık açısından bir risk teşkil edeceği değerlendirildiğinden, 1 derecelik ısı artışına 50 kat koruma faktörü uygulanmıştır. Örneğin GSM 900 için izin verilen elektrik alan değeri E=41 V/m olarak hesap edilmiştir. Yani ICNIRP tarafından belirlenen 41 V/m’lik elektrik alan değeri aslında 50 kat koruma uygulanarak belirlenmiş bir değer olup, bu değerin aşılmaması tavsiye edilmektedir. Ülkemizde de bu değer ¼ oranında uygulanmaktadır. Örnek verecek olursak, GSM 900 için ICNIRP’nin ortamda kesinlikle aşılmamasını tavsiye ettiği elektrik alan şiddet değeri, E= 41 V/m iken ülkemizde bu değer E= 10,23 V/m’ye indirilmiş durumdadır. Dolayısıyla, yapılan ölçümler sonucu belirtilen değerler limit değerleri aşmıyorsa sağlığımızı tehdit etmemektedir.

Kurumumuzun 5809 sayılı Yasa ile verilen görev uyarınca çıkarılmış olan yönetmelik gereğince; gücü 5 Watt’ın üzerindeki sabit verici cihazlar ve gücüne bakılmaksızın mobil şebeke bileşenlerinin tamamı Kurumumuzdan Güvenlik Sertifikası almadan kurulamamaktadır. Kurulan cihaz ve sistemlerin tamamı için hizmete alma sırasında ölçümler yapılarak fiilen limit değerlerin sağlanıp-sağlanmadığı denetlenmektedir. Limit değerleri sağlamadığı durumda ise faaliyetlerine izin verilmemektedir.

Bunun dışında Kurumun tarafından bir şehir yerleşim alanının tamamında fiili saha ölçümleri yapılarak sadece baz istasyonları değil her türlü verici cihaz ve sistemlerin oluşturduğu alan şiddeti dağılımı belirlenmekte ve limit değerlerin sağlanamamasıyla ilgili problemlerin olup olmadığı değerlendirilerek gerekli tedbirler alınmaktadır. Kurumun denetim faaliyeti kapsamında çeşitli denetimler de ayrıca yapılmaktadır.
Bu bakımdan limit değerler, GS uygulaması ve fiili denetimleri ile birlikte telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımı sırasında meydana gelen elektromanyetik alan şiddeti dağılımı ve buna istem dışı sürekli maruz kalınması halinde insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilerin önlenmesi amacıyla uluslar arası sınır değerlere uygunluğun tesis edilmesiyle ilgili sürecin yüksek güvenilirlikli olması sağlanmış durumdadır.

Baz istasyonları sadece şehir dışına kurulsa, iletişim için gerekli olan sinyal gücü elde edilemez mi?

Mobil telefonlar, diğer mobil telefonlarla veya sabit telefonlar ile ancak baz istasyonları üzerinden iletişim sağlayabilirler. Bir baz istasyonunun aynı anda hizmet verebileceği abone sayısı sınırlıdır. Bu sayı, baz istasyonuna tahsis edilen taşıyıcı frekans sayısıyla doğru orantılıdır. Bir baz istasyonuna tahsis edilebilecek toplam taşıyıcı frekans sayısı da sınırlıdır. Hücresel yapı ile birbirini etkilemeyecek uzaklıktaki hücrelerdeki baz istasyonlarında aynı taşıyıcı frekanslar tekrar kullanılarak daha çok sayıda kullanıcının şebekeden yararlanabilmesi sağlanır. Özellikle abone sayısının yoğun olduğu yerlerde daha küçük hücreler oluşturularak şebekenin kapasitesi arttırılır. Bu amaçla kapsama alanı daha dar olan fakat daha sık aralıklarla baz istasyonları kurulur. Bu teknik ihtiyaç nedeniyle fiilen de Dünyada yerleşim biriminden uzak noktalarda kurulan baz istasyonları ile kapsanmış bir şebeke örneği de yoktur. Diğer taraftan ortamdaki istasyon sayısı kapasitenin arttırılmasını sağlamak amacıyla artırıldığında her istasyonun daha küçük mesafede kapsama yapması, daha düşük güçlerle çalışması ve dolayısıyla ortamda daha düşük alan şiddeti dağılımı olması anlamına geldiğinden maruziyet bakımından istenen bir durumdur.
Burada önemli olan şehir içine kurulmuş ya da kurulacak olan baz istasyonlarının Kurumuzca çıkarılan ve 21.04.2011 tarih ve 27912 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Elektronik Haberleşme Cihazlarından Kaynaklanan Elektromanyetik Alan Şiddetinin Uluslararası Standartlara Göre Maruziyet Limit Değerlerinin Belirlenmesi, Kontrolü Ve Denetimi Hakkında Yönetmelik “ hükümlerine uygunluğunun sağlanması ve denetlenmesidir. Bu anlamda, ortamdaki elektrik alan değerinin Yönetmelikte belirtilen limit değerlerin altında olması halinde baz istasyonlarını bahse konu yerlere kurulmasında herhangi bir sakınca olmadığı değerlendirilmektedir.

Henüz Yorum Yapılmamış.

Cevap Yaz

Mesaj